HABER

İNTERNET

KADIN

MAGAZİN

MİZAH

MÜZİK

OTOMOBİL

BLOG DERGİSİ

EĞİTİM

EKONOMİ

SİNEMA

SPOR

TEKNOLOJİ

VİDEO

YAŞAM


« Önceki | Sonraki »

3/8/2007

Oks sonucu bugün açıklanıyor

OKS sonucu internette


AA - ANKARA - Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) sonuçları bugün açıklanacak. Tercih yapan adaylar, hangi okullara yerleştiklerini internetteki  'www.meb.gov.tr' adresinden öğrenebilecek. Yerleşmeye hak kazanan öğrenciler kayıtlarını 6-15 Ağustos'ta yaptırabilecek. Tercih süresi içinde en fazla 20 okul tercihinde bulunan adaylar, bu sene ayrı bir tercih işlemi yapmayacak.


Boş kalan okul kontenjanları, 19 Ağustos'ta açıklanacak.

İkinci yerleştirme için başvurular, 20-24 Ağustos'ta; sonuçları ise 28 Ağustos'ta açıklanacak.


Son kayıtlar 29 Ağustos-5 Eylül'de.



OKS 2007
Oks sonucunu TC kimlik nosu ile öğrenebilirsiniz.
Devlet parasız yatılı sınav sonucu
Polis kolleji sınav sonucu
Özel okullar sınav sonucu

31/7/2007

Paris Hilton Çok Delikanlı Çıktı

Bizdeki naylon delikanlılara ithaf olunur.

Dedesinin mirastan mahrum ederim dediği Paris Hilton, ´Mirastan reddedilmek, umurumda bile değil´ dedi.

Paris Hilton Çok Delikanlı Çıktı
Dedesinin mirastan reddetme noktasına geldiği Hilton Otelleri'nin varisi Paris Hilton, cezaevi günlerinin acısını çıkartmaya devam ediyor.
Dünya medyasına çıkabilmek için hiçbir fırsatı kaçırmayan Hilton, son olarak kendisi ile hiç ilgisi olmayan bir avantür filmin galasına katıldı, tabiî ki filmden ve oyuncularından daha çok ilgi çekti.
ABD'nin kaliforniya eyaletindeki Hollywood'da başrolünü, dövüş filmlerinin Hong Kong'lu oyuncusu Jackie Chan 'ın oynadığı "Rush Hour 3" Adlı filmin galasına davetli olarak katıldı.
Film 10 Ağustos'da vizyona girecek. Paris Hilton ise Jackie ile biraraya gelerek kırmızı halıda gösterilerini sürdürdü.
Habercilerin yaşamına çeki düzen vermesse dedesi tarafından mirastarn hak verilmeyerek reddedileceğinin sorulması üzerine Paris Hilton, bunun hiç önemli olmadığını belirterek, "dedemin vereceği karar beni ilgilendirmiyor. Umurumda bile değil' diye cevaplandırdı.

31/7/2007

Hangi Kadınlar Daha Kolay Aldatılır?

Reha Muhtar kadın erkek ilişkilerinde modern kadının atladığı ve yanıldığı yeri yazdı

Hangi erkek ve kadınlar daha kolay aldatılır?

Yaşamını kadın hakları için mücadeleye ayıran sarı saçlı, albenili, 48 yaşında, çekici ve güzel bir kadın Vildan Hanım...

Kadıköy Maarif Koleji’nin arkasından Hukuk Fakültesi’ni bitirmiş ve hukukçu olmuş...

Hukukçu olan kocası da genç, çok yakışıklı ve kültürlüymüş, evlenip Gaziantep’e gitmiş...

Vildan Hanım’ın Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan dramı sonra ortaya çıkıyor...

Evliliğinin 3. yılında kocası bir başka kadınla imam nikahı kıyıyor, daha da kötüsü yıllarca Vildan Hanım’ı değil imam nikahlı ikinci eşini “gerçek bir kadın olarak görüyor...”

“Çünkü” diyor, “Ona aldığım her hediyeden büyük küçük demeden mutlu oluyordu ve bana erkek olduğumu hissettiriyordu... Oysa sen arabanı değiştirdiğimde bile bana sadece ‘sağol’ demekle yetindin...”


***

Babasının ve annesinin gururu Vildan Hanım, gayet cerbezeli bir hukukçu olarak tüm ülkede aktif bir kadın hakları savunucusuyken, hukukçu olarak bu mücadeleyi verirken, kocası “kendisine erkekliğini hissettirecek kadını çok daha az eğitim almış bir geyşa ruhlu kadında” aradı yıllarca...

Ne hazin bir öykü ya da kocanın suçlanabileceği ne örnek bir hikaye gibi görünüyor, oysa çok daha karmaşık...

Yıllar önce Tokya’da “Uzakdoğu Kültürü” üzerine almakta olduğum birkaç aylık eğitimin derslerinden birinin konu başlığı “Geyşa kültürü”ydü...

Başlığın provokatifliği, Batı Avrupa’dan ve Ortadoğu’dan gelen meslektaşlarımı heyecanlandırmış ve yüzlerinde “Sırıtkan bir ifade” belirmişti...

Geyşa kültürü denince, “Kerhane kültüründen söz edilecek” zannediyorlardı...

Oysa eğitmen gayet ciddiydi; “Geyşalar Japon toplumunda psikiyatr görevi görürler...Tabii erkekler üzerinde... Birçok Japon erkeği, haftada 1 ya da 2 akşam üstü işinden çıkıp Geyşahouse’lara gider... Orada sakisi, mezeleri ve Geyşa’nın sohbetini bulacaktır... Uzun yıllar içinde iyi eğitim alan Geyşalar bu seanslarda fazla konuşmazlar, daha çok dinlemeye özen gösterirler... Anlayışlı ve sevecen davranarak ağır iş temposunun ve rekabetin içinden gelen erkeği rahatlatırlar... Müşteri rahatladıktan sonra evinin yolunu tutar ve gerçek bir Geyşa’nın işi biter... Cinsel ilişki zorunlu değildir... Ancak Geyşa o kişiyi beğenir ve ilişkiye girmek isterse kendi bileceği iştir, ona kimse karışmaz...”


***

Vildan Hanım, nereden bilsin ki güzel olmak, akıllı olmak, çekici olmak, aktif bir iş kadını olmak, “babasının ve annesinin iyi okullarda okutularak özenle yetiştirilmiş prenses” kızları için, mükemmel bir tablodur ama, o tablo eşler ya da erkek arkadaşlar için hiç bir zaman çok güzel değildir...

Erkek kendi ruhunu okşayacak kadına “kadınım” diyecektir...

Babasının prensesi kızlar, babalarının idolleridirler...

O idol çok iyi yetişmiş, akıllı, bilgili, kültürlü, güzel ve bakımlı bir genç kız idolüdür...

Ve o genç kız babasının biricik kızıdır...

Annesinin özenle yetiştirdiği prensestir...

Zavallı Vildan Hanım kendisi, öyle bir kadın olduğu için kocasından takdir beklediğini söylüyor...

Oysa kocası kendisini erkek olarak hissettirecek, onu takdir edecek bir kadını arzuluyor...

Herkes başka yerlerden karşısındakinin alkışını arıyor...

Ne hazin kimsenin kimseyi alkışlayacak hali yok...

Herkes kendi alkışının peşinde...

Onun dramını anlıyorum...

Bilmiyor ki Vildan Hanım aslında en kolay aldatılan erkek ve kadınlar güçlü, karizmatik ya da çok güzel olanlardır...

Karşı tarafta ilk günden itibaren ağır kompleks yaparlar...

O kompleksi tatmin, ancak karşındakini aldatmayla mümkündür...

Habire aldatarak rahatlarlar ve yıkık egolarını doyururlar...

Çözüme gelince; bu uzun bir konudur ve biraz daha işlenmeye muhtaçtır...

O zamana kadar Vildan Hanım’a bir ipucu vereyim...

Babasının prensesi kızlar, hayatta kolay kolay mutlu olamazlar...

Onlar hep alkışa alışmışlardır...

Kendi ayaklarının üzerinde durarak aldıkları alkışa...

Oysa yanı başlarındaki erkekler, onlara kendi erkeklerini hissettirecek kadınlar aramaktadırlar...

Alkışlanmayı bekleyen prenses kadınla, kadın tarafından erkekliği yüceltilerek pohpohlanmak isteyen erkek...

Çoğu zaman uzlaşmaz bir durumdur...

Yatağa kadar sirayet eder!..

Durum uzlaşmaz bir çelişki arzeder...
<****** type="text/**********"> var tmp; tmp = document.getElementById("news_content").getElementsByTagName("a"); for(i=0; i

Kaynak : Reha Muhtar / Vatan

31/7/2007

Rahminden 8 kilo ur çıktı.

Karın ağrısı şikayetiyle doktora gitti ama duyduğu karşısında şok oldu.

Karın ağrısı diye gitti... Antalya'nın Serik İlçesi'nde, karın ağrısı ve gastrit şikayetiyle hastaneye giden 46 yaşındaki Süreyya Bilgin'in rahminden 8 kilogram ağırlığında tümör çıkarıldı.

Şiddetli karın ağrısı ve gastrit şikayetiyle Aspendos Hastanesi’ne giden Süreyya Bilgin, yapılan tetkiklerde rahminde dev bir tümör tespit edildiğini öğrenince şoke oldu. Fazla kiloları nedeniyle bugüne kadar rahim bölgesinde büyüyen tümörü farkedemeyen Bilgin, derhal ameliyata alındı. Başarılı geçen operasyonun ardından Bilgin'in rahmindeki dev tümör çıkarıldı. Dev tümör doktorları bile şaşkına çevirdi.

Ameliyatı gerçekleştiren Özel Aspendos Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Mevlid Soyer, “Hastamız bugüne kadar hiç evlenmemiş. Bu yaşanan olay tıpta ender görülen vakalardan biri. 8 kilogram ağırlığındaki kitle rahimde oluşmuş. Ameliyat yaklaşık 2 saat sürdü. Kitle bağırsaklara yapıştığı için onları ayırmak uzun süre aldı. Bu nedenle kitleyi 4 parça halinde çıkardık. Ayrıca tümörün yanında portakal büyüklüğünde kist tespit ettik ve o kisti de ameliyat sırasında aldık. Pataloji sistemi sayesinde tümörün iyi ya da kötü huylu olduğunu anlamış olduk. Tümörün iyi huylu olduğunu saptadık. Hastamızın şu an durumu çok iyi. Yürümeye başladı. Vücudun bu vakaayı tekrarlama durumu yok” diye konuştu.

Dev tümörden kurtulan Süreyya Bilgin ise “Ben hastaneye karın ağrısı nedeniyle geldim. Gün geçtikçe kilo aldım. Kilolarımdan dolayı da böyle bir tümörün olabileceğini hiç tahmin etmedik. Hastaneye geldiğimiz zaman yapılan tetkiklerden sonra tümör hakkında bilgimiz oldu. Şu anda kendimi çok iyi hissediyorum.

30/7/2007

Evli ama bekar!

Evleri bir, hatta bazen yatakları da. Ama yaşamları ve tercihleri bambaşka. Onlar evli ama bekar! Yeni Aktüel'in ortaya çıkardığı bu yeni ilişki tipi, ailelerinin gözünde evli olup özgürlük isteyenlerin tercihi..
Son ilişki trendi olan naylon evlilik, artık birçok çiftin tercihi... Bazısı mecburiyetten boşanmıyor ve aynı evde ilişkilerini sürdürüyor, bazısı ise ailesine ve çevresine karşı kamuflaj için bu yolu seçiyor... Örnek mi?... 15 yıllık evli ama son dört yıldır evli ama bekar' yaşayan 35 yaşındaki pazarlama müdürü Billur K.'nın evliliğinin beşinci yılına kadar her şey güzeldir. Ama o yıllar sonra kişiliğinin evliliğe uygun olmadığını düşünür. İlişkiye renk gelsin diye köpek alırlar ama birbirlerine değil köpeğe bağlanırlar. Dört yıl daha geçer; artık aşk dostluğa dönüşmüştür.

KABULLENMİŞLER!

Bir gün resim kursunda bir ressamla tanışır Billur K. İlk kez aşık olduğunu fark eder. Sevgilisi boşanmasını ister. Ailesinin bunu kaldıramayacağını anlatır ve onu ikna eder. Zaten sonradan eşinin vereceği tepki, onları rahatlatır: "Sevgilimden bahsetmedim ama boşanma konusunda ısrar ettim. Boşanmadan böyle yaşayabileceğimizi söyledi." Bir süre sonra işinden ayrılıp bir de üzerine kayınvalidesi kalp krizi geçirince, onların evine taşınılır... "Ara sıra eşimin de flörtleri oldu. Birkaç kez boşanmayı planladık ama ailelere acı yaşatmak istemiyorduk." Billur K. hâlâ eşinin ailesiyle yaşıyor. Eve misafir geldiğinde mecburen eşiyle aynı yatakta yatıyor. Birbirlerinden nefret de etmiyorlar, birarada yaşamak onlar için çekilmez de değil...

27/7/2007

"CUMHURBAŞKANI SEZER'İ DE ÖLDÜRECEKTİM"



Danıştay'a saldırı davasının faili Alparslan Arslan, "Yakalanmasaydım, Aydın Doğan medya grubuna, Koç Grubu'na, Şener Eruygur'a ve bazı bankalara saldıracaktım. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i öldürecektim" dedi.

Danıştay'a saldırı davasına Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Arslan ile diğer tutuklu 6 sanık ve avukatlarının katıldığı duruşmada Arslan, davanın başka operasyonlarla ilişkilendirilmesine ilişkin soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunan diğer sanık avukatlarına karşı çıktı.


Duruşmada söz alan Süleyman Esen'in avukatı Mehmet Ener, Girdap operasyonu zanlısı Tamer Ünal'ın, Danıştay saldırısını Muzaffer Tekin ve arkadaşlarının tertiplediği yönünde ifade verdiğini belirterek, soruşturmanın bu yönde genişletilmesini istedi.

Bunun üzerine ayağa kalkarak, konuşmaya başlayan Arslan, şunları söyledi: "Davanın Vatansever Kuvvetler Güçbirliği'ne yönelik Girdap operasyonuyla, vatanseverler, ulusalcılar ve derin devletle herhangi bir alakası yoktur. Saldırının amacı, Allah'ın dinine, peygamberine, Müslümanlara yapılan alçakça hareketlere ceza vermektir.


Yakalanmasaydım, Aydın Doğan medya grubuna, Koç Grubu'na, Şener Eruygur'a ve bazı bankalara saldıracaktım. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i öldürecektim. Bunlar hadlerini aşıyorlar. Rahat rahat, geniş geniş hakaret edeceklerini sanıyorlar. Onlara 'akıllı olsunlar' demiyorum, ama rahat da olmasınlar. Bu arada, Fethullah Gülen'e saygı ve sevgilerimi bildiriyorum. Onu kırdım ve üzdüysem özür diliyorum. Bu olayın Ayhan Parlak ile Veli Küçük ile Muzaffer Tekin ile uzaktan yakından alakası yoktur. Türkiye'de yaşayan iman etmiş insanlara film, fırıldak çevirmesinler. Adam olacaklarsa adam gibi adam olsunlar." Arslan'ın konuşmasının ardından duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme heyeti, avukat Ener'in soruşturmanın genişletilmesi talebini reddetti.


Mahkeme heyeti, İstanbul Ümraniye'de ele geçen bombalarla ilgili soruşturma evraklarının beklenmesine ve tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.

Duruşmanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arslan'ın babası İdris Arslan, oğlunun duruşmada, bu yönde açıklamalar yapacağını bildiğini belirterek, "Ancak Sezer ile ilgili bir açıklama yapacağını bilmiyordum" dedi.


Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı